|
-Zürafalar yüzemez. -Yılanlar duyamaz. -Karıncalar uyuyamaz. -Kirpiler suda batmaz. -Kutup ayıları solaktır. -Sineklerin 5 tane gözü vardır. -Zürafanın ses telleri yoktur. -Yunuslar bir gözlü açık uyurlar. -Develerin 3 tane kaşı vardır. -Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir. -Zürafanın dili 35 cm. kadardır. -Istakozların kanı mavi renktedir. -Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Fil zıplayamayan tek memelidir. -Sığırların 4 tane midesi vardır. -Kangurular geri-geri yürüyemezler. -Kediler şeker tadını ayırt edemezler. -Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler.
09:52 - 16/6/2006 - {19} -
Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretleri anlatır:
Tâbiînden Hasan-ı Basrî hazretleri bir gün dergâhta otururken ihtiyar bir kadın gelir ve; -Efendi hazretleri, benim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir duâ öğret de rüyâmda görüp hasretimi gidereyim, der. Hasan-ı Basrî hazretleri gerekeni yaptıktan sonra kadın gider. Fakat kadın, ertesi gün gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına; -Niçin ağlıyorsun? diye sorunca kadın; -Kızımı rüyâda gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor, cevabını verir. Hasan-ı Basrî hazretleri ve yanında bulunanlar kendi sonlarının nasıl olacağını düşünerek ağlaşmaya başlarlar.
Aradan bir müddet geçtikten sonra Hasan-ı Basrî hazretleri, rüyâsında kendinin vefât ettiğini ve cennete girdiğini görür. Cennette gezerken muhteşem bir köşk ve önünde bir kadın görür. O kadına; -Yavrum sen hangi peygamberin hanımı veya kızısın? diye sorar. Kadın; -Efendim ben, bir peygamberin hanımı veya kızı değilim. Geçen gün size gelip de sizden rüyâsında kızını görmek isteyen kadının kızıyım, cevabını verir. Hasan-ı Basrî hazretleri; -Kızım annen senin Cehennemde yandığını söylemişti. Hâlbuki sen yüksek makamlardasın. Bu makâma nasıl ulaştın? diye sorar. Kadın; -Efendim biz kabir hayâtında beş yüz elli kişi azâb görüyorduk. Bir mümin kabristana gelip on bir İhlâs, on bir Felak, on bir Nâs sûresini okudu. Kabristanda yatan müminlerin ruhlarına bağışladı. Allahü teâlâ bize azâb eden meleğe; “Benim âyetlerim ve adım hürmetine burada bulunan ve azâb görenleri affettim. Onlara azâb etmeyin ve birer makam verin” buyurdu. Onun için bu makâma geldim cevabını verir...”
Netice olarak, ölen yakınlarımızı seviyorsak, onları üzecek kötü amellerden sakınmamız ve onlara dua etmemiz, sadaka vererek, hayır, hasenât yaparak imdatlarına koşmamız lazımdır...
06:24 - 7/6/2006 - {6} -
|
İsmail Fakirullah Hz. :
İsmail Fakirullah Hz. Hicri 1067’de Recep Ayı Regaip Kandili’ne rastlayan Cuma Gecesi dünyaya gelmiştir. Babası Hoca Kasım Efendi’dir. İsmail Fakirullah Hz. çocuk yaşlarında ilim tahsiline başlamış ve hoca oluncaya kadar ilim tahsiline aralıksız devam etmiştir. 24 yaşındayken babasını kaybetmiştir. Bu yaşta evlenerek oturduğu camide müderrislik ve imamlık yapmaya başlamıştır. 30 yaşında annesini kaybettikten sonra zühd ve takvasının gereği olarak kendisine bir tarla satın almış, bizzat kendi elleriyle asma ağaçları dikmiş ve geçimini sağlamak için çalışmıştır. Tarla ekmiş, ekin biçmiştir. 40 yaşına kadar günlerinin çoğunu oruçla geçimiş, orucunu birkaç üzüm tanesi ile açmıştır. 40 gün konuşmadan, yeme içmeden kesilip mana alemine dalmıştır. Kırkıncı gün gözünü açmış, bir tas su içmiş, ekşi nar aşı isteyip, bir parça ekmekle yemiş ve kendine gelmiştir. Bundan sonra yemeğini normal yemeye başlamıştır. Daha sonra 48 yaşında Hacc’a gitmiştir. İsmail Fakirullah Hz.’nin biri kız olmak üzere 5 çocuğu vardı. İbrahim Hakkı Hz.’nin üstadı olan İsmail Fakirullah Hz.’nin büyük kerametleri olmuştur. Bunlardan bir tanesi de kuyu hadisesidir.İsmail Fakirullah Hz. 48 yaşındayken komşularından biri vefat eder. Onların evlerine taziyeye gider. Taziyede bulunduktan sonra namaz vakti izin alıp, eve dönmek isterken, avluda bulunan ve içinde su bulunmayan 22 m. derinliğinde bir kuyuya düşer. İsmail Fakirullah Hz.’nin camiye gelmediğini gören cemaat İsmail Fakirullah Hz.’ni aramaya başlar. Nihayet taziye evinden çıkanlar İsmail Fakirullah Hz.’nin kuyudan seslerini işitirler. Bunun üzerine kuyuya biri inerek İsmail Fakirullah Hz.’ni kuyudan çıkarır. Büyük Mürşid kuyudan çıkarılırken sarığı başında, terliği ayağında ve kaşındaki ufak sıyrık haricinde vücudunda herhangi bir yara veya kırık olmadığı halde olup bitenlerden habersiz hala o manevi mecliste içtiği muhabbet ve ilahi aşk şarabının etkisiyle istiğrak halindeydi. Kendisini kuyudan çıkartmak isteyenlere, “Beni kendi halime bırakın. Artık benim sizinle işim kalmadı, benden uzaklaşınız.” diyerek kendisini mevlasıyla ve o manevi mecliste hazır bulunan evliya ruhlarıyla başbaşa bırakmalarını ısrarla istemiştir. İsmail Fakirullah Hz. ayıldığında kuyuya düştüğünden haberi olmadığını, ancak kuyuda bulunduğu zaman zarfında yüce Allah’ın Tecelli Sıfatlarıyla müstağrik olduğunu, bir çok evliyanın ruhlarıyla tanıştığını ifade eder. İsmail Fakirullah Hz.’nin istiğrak hali 8 yıl boyunca devam etmiştir. 9. yıl istiğrak halinden ayrılıp Cenab-ı Hak’tan aldığı feyzle, insanları hak yoluna irşada başlamıştır. Bir tarafta “Uveysiyye” tarikatının esasları doğrultusunda her kesimden insanları irşad ederken, diğer tarafta şer-i ilimler ve müspet ilimlerde dünyaca ünlü meşhur ilim adamları yetiştirmiştir. Hayatını hak yolda insanları irşad etmekle geçiren bu büyük veli Hicri 1146, Miladi 1734 senesinde ruhunu mevlasına teslim etmiştir. Kabri Tillo Kabristanlığı’nda kendi ismiyle anılan türbededir. İsmail Fakirullah Hz.’ni vefatından sonra halka tanıtan İbrahim Hakkı Hz.’dir. Her sene binlerce kişi türbesini ziyaret etmektedir. |
07:49 - 25/5/2006 - {12} -
__________________________________________________________________
01:11 - 11/5/2006 - {12} -
Özlemekten yorulmuşum, kapında durdur beni
Ucu sana dek ulaşan bir zincire vur beni
Beni çöllerden sorma, ki sonra mecnun yerinir
Aşksızlıktan taş kesilmiş şehirlere sor beni
Karanlık yerlerimi bir bir soyundum asfaltlara
Şimdi yüreğim üşüyor, giyindir ey nur beni
Ben leyla’ma gidiyorum, çekil önümden leyla
Gayrı, cennet olsan durmam, bak çağırıyor beni
Toprağımın gözlerinden çöllerin yanağına
Süzülen bir damlayım yar, kabul buyur beni
Hangi denize attımsa tutuştu saçlarından
Bir kez bak, yoksa bu yürek yarı yolda kor beni 
11:59 - 9/5/2006 - {6} -
|
Tanım

,
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Son yazılar
- BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?
- HANGİ PEYGAMBERİN KIZISIN
- İSMAİL FAKİRULLAH HZ
- BİR GÜL BU KADAR MI GÜZEL OLUR?
- SENİ SEVİYORUM DEMEK
- Başlıksız
- Başlıksız
- SEVDİĞİNİZ İNSANLA BURDA YAŞAMAYA NE DERSİNİZ?
- NE KADARDA GÜZEL YAAA SİZCE?
- HAPİSHANEDE KILINAN NAMAZ
Arkadaşlarım
- esin
- ertugrultasci
- nevaay
- alperence
- kartanem
- Özkan Özdemir
- sumeyye2
- gulcaner
- deveze
- ataberk
- cicekcihakan
- eyust
- vuslat78
- aylin2
- adaynur2
- karamelek38
- hurricanee
- arananadaam
- esmergelincik
- dostlukrehberi
- nurtanem
- feagmy
- efsaneesra
- serhendi
- abucum
- bereket
- ukba
- globalsell
- sudemsu
|